http://www.yildizdagi.com/

19 Ekim 2019 Cumartesi

SİVAS GÜNLERİNİN ARDINDAN…

Prof. Dr. Ali AKAR

Prof. Dr. Ali AKAR

E-Posta : http://www.aliakar.com/


 
                Sivas Platformu ile İstanbul’daki Sivas dernekleri ve kuruluşlarının oluşturduğu Sivas Dernekler Konfederasyonun birlikte düzenledikleri VII. Sivas Günleri Yenikapı’daki toplantı ve etkinlik alanında 14-16 Ekim 2016 tarihlerinde gerçekleştirildi. Binlerce Sivaslı ve Sivas dostu insanın katıldığı bu üç günlük etkinlik gerçek bir bayram ve panayır havası içinde geçti. Anladım ki bu insanlar, İstanbul’da kendi kent kimlikleriyle, kültürleri ve değerleriyle yani Sivaslı olarak kalmayı başarmışlar.
                Sivaslıların İstanbul macerası yarım yüzyıl öncesinde başlar…
                Türkiye’de kentleşme, 1950’de tarımsal alanda makineleşme ve şehirlerin sanayileşmesiyle başlamıştır. Bu tarihten sonra tarım alanları yavaş yavaş cazibesini yitirmiş, şehirlerde yaşamak ve çocuklarını okutmak için şehirlere göç edilmiştir. İşte bu süreçte gurbetin yollarını tutan Sivaslıların ilk durakları taşı toprağı altın olarak nitelenen İstanbul olmuş. Buraya gelen ilk nesil genellikle inşaat ve hizmet alanlarında çalışmış, daha sonraki yıllarda ise yemek, inşaat ve ulaşım sektörlerinde kendilerini göstermişlerdir. Bu arada İstanbul’da doğan ikinci nesil okuyarak 1990’lardan itibaren çeşitli bürokratik kademelerde görevler almıştır... Sivas’ın çetin tabiat şartları ve tarım alanlarının verimsizliği, yetersizliği sebebiyle bu göçlerin ikinci dalgası 1980’li yıllarda gerçekleşmiştir. Bunların da ilk adresleri İstanbul olmuş… Böylece İstanbul’da belli bir nüfus oranına ulaşan Sivaslılar, ekonominin, bilimin, kültürün ve sanatın her alanında temayüz etmişler. Sivaslıların nüfusuna bakılarak “İstanbul’un yarısı Sivaslı” veya daha ileri gidilerek “Dünyanın yarısı su, yarısı Sivaslı” gibi espriler bile üretilmiş.
Fakat madalyonun bir başka cephesi vardı...
Büyük kentler,  buraya göçen insanların kültürel ve sosyolojik ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktı. Buradaki kozmopolit kültür ortamı insanları kendi kültürlerinden hızla uzaklaştırıp kimliksizleştiriyordu. Bu büyük tehlike karşısında kendi maddi ve manevi değerlerini bir millî ve yerli çatı altında koruma yoluna gitmişlerdir. Bu da meşhur dernekleşmeyle sağlanmıştır. Böylece hemen her köy kendi derneğini kurarak yardımlaşma ve dayanışma geleneklerine İstanbul’a yeni bir çehre kazandırmışlardır. Bu dernekler bilinenin aksine, yalnızca iş bulma, düğün ve cenaze organizasyonları yapmamış; insanların kentte kendi kimliklerini, değerlerini devam ettirmeleri için sosyal, kültürel hatta psikolojik bir merkez görevini üstlenmiştir.
                Sivas Platformu ve Sivas Dernekler Konfederasyonu İstanbul’daki işte bu dernekçilik faaliyetlerini bir adım daha ileriye götürerek bölgemizin değerlerini tanıtmak, ekonomik ve kültürel imkânlarını tespit etmek ve Sivaslıları bir araya getirerek kaynaşmalarını sağlamak amacıyla Sivas Günleri düzenlemeye başlamış… Bu toplantıların yedincisi 14-16 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Sivas Günlerinin bu yılki ana teması Yıldız Dağı idi. Bilindiği gibi birkaç yıldır alt yapı çalışmaları devam eden Yıldız Dağı Kayak Tesisleri 2016 Şubat ayında büyük bir törenle açılarak turizme kazandırılmıştır. Bu toplantıda da kayak tesisleri ile birlikte turizme açılan Yıldız Dağı ve yöresinin ekonomi, turizm ve kültürel bakımdan geliştirilmesi için nelerin yapılması gerektiği konuşulacaktı. Bu münasebetle biz de Yıldız Dağı yöresindeki köylerin kültürel ve ekonomik durumları hakkında bir konuşma yapmak üzere etkinliklere katıldık.
                VII. Sivas Günleri 14 Ekim 2016 günü saat 14.00’te büyük ve heyecanlı açılışla başladı. Yenikapı’daki etkinlik alanına kurulan devasa çadırın içinde Sivas’ın bütün ilçelerine ait stantlar açılmıştı. Ortalık tarihî bir şenlik alanına dönmüştü: Her stantta o yörenin kültürel motiflerini içeren halılar, kilimler, süs eşyaları ve geleneksel Türk konukseverliğiyle sunulan damak tatları; katmer, börek, alıç, çördük, kuşburnu, madımak vb. Sivas deyince aklınıza ne gelirse… Kangal standında sizi dünyaca meşhur, kocaman sevimli kangal köpeği karşılarken, Suşehri çadırında kepeneğinin bir tarafına Türk bayrağı, diğer tarafına da vatan ve millet sevgisini içeren bir afiş yapıştıran çoban amcamız, Yıldızeli’nde yöreye ait yapma bebekler, Divriği’de Ulu caminin anıt kapısına ait tablolar… Ve insanların gözlerinden gönüllerindeki ebedî memleket ve toprak aşkı okunuyordu. Nasıl okunmasın ki, dünyanın en güzel toprak şiirini Sivaslı Âşık Veysel söylemişti:
            Karnın yardım kazmayınan belinen
                    Yüzün yırttım tırnağınan elinen
                    Yine beni karşıladı gülünen
                    Benim sâdık yârim kara topraktır
 
“Aşk”ı en güzel tarif eden yine Koca Veysel’di:
                   
                    Güzelliğin on par’etmez
                    Şu bendeki aşk olmasa…
 
                    Şehirlerdeki insanın yalnızlığına dair en güzel merhamet ve sevgi şiirini Sivaslı şair Yavuz Bülent Bakiler söylemişti:
 
Gökteki yıldızlar kadar sayısız 
Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları 
Anladım farkınız yok koparılmış başaktan! 
Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık 
Utanıyorum yaşamaktan.
 
                Etkinlik çadırının protokol bölümünde tanıtma ve selamlama konuşmaları, sanatsal ve bilimsel sunumlar yapılmaktaydı. Sivas’ın her idari birimine belli bir zaman süresince kendilerini tanıtma zamanı verilmişti. Bu tanıtmalar da başlı başına bir törendi. İlçelerin tanıtımında belediye başkanları, ilçenin idari ve mülki amirleri, o ilçeden yetişen bürokrat, iş adamı veya siyasiler de kendilerini tanıtıp Sivas için, ilçeleri için neler yapılabileceğine dair görüş ve düşüncelerini paylaşmaktaydılar. Daha sonra da Sivas’ın alamet-i farikası olan türküler, deyişler, şiirler okunuyordu.
                Bu toplantıda en çok dikkat çeken herkesin bütün kimliklerinden sıyrılarak yalnızca “Sivaslı” kimliğiyle burada yer almasıydı. Burada herkes sosyal hayatında statüsünden sıyrılmış, birbirleriyle hemşehrilik hukukuyla dayanışma içine girmişlerdir. Memleket sevgisi ve hasreti her şeyin önüne geçmişti. 40 yıldır Sivas’tan ve Sivaslılardan ayrı yaşayan ben, bu ortamda kendimi bir büyük aile ortamında, sevgi halesinin içinde hissettim. Ziyaret ettiğim her çadırda bizi sevgiyle karşılayıp selamlayan hatta sarılan birçok hemşehrimiz oldu.
                İnsanlardaki bu samimi, karşılıksız sevginin kaynağı ne olabilirdi? Elbette Anadolu kültüründeki bozulmamış insan ve memleket sevgisi… Bütün değerlerimizin hızlı aşındığı, yok olduğu, hatta özellikle tahrip edildiği büyük kentlerde hâlâ bozulmamış, aslî değerlerini muhafaza eden birçok insan vardı; bunların önemli bir bölümü de Sivaslı olmalıydı. Şimdiye kadar yurt içinde ve yurt dışında tanıştığım birçok kişi, Sivaslı olduğumuzu öğrendiğinde neredeyse hemen hepsi, kendisinin de çok değerli Sivaslı bir dostu veya tanıdığı bulunduğunu söylemiştir. Bu üç gün içinde bu ifadelerin kontrolünü yaptım âdeta… Evet Sivaslı gönül, erdem ve sevgi insanıdır…
                Böylesine önemli bir organizasyonu gerçekleştirmek de ayrı bir becere ve özveri isteyen bir iş. Bu anlamda Sivas Platformu Başkanı İsmail Erdem Bey’i ve ekibini de anmadan geçemeyeceğim. İsmail Bey, bir belediye başkanı, bürokrat olmanın yanında herkese kucak açan bir gönül adamı ve hizmet eriydi. Yine Sivas Platformu Yönetim Kurulu üyesi Cumhuriyet Üniversitesi’nin eski Rektörü Prof. Dr. İlyas Dökmetaş Hoca, bütün unvanlarından sıyrılmış bir “Sivaslı” olarak her stantta insanlarla muhabbet edip sorunlarını dinliyor, bunlarla ilgili ne gibi çözümler üretilebileceğini tartışıyordu. Sivas sevdalısı eğitimci-yazar sevgili dostum Azim Erdoğan’ı anmadan geçemeyeceğim. Ayrıca, Ayrıca İstanbul Yıldız Beldesi Derneği yönetim kurulu üyeleri de Yıldız Dağı’nın tanıtılması için her türlü gayreti sarf ettiler.
                Sivas, Anadolu’da kurulmuş birçok büyük medeniyetin merkezi olmuş bir şehir. Bu şehir için yapılacak birçok şey var. Öncelikle büyük şehirlere olan göçün durdurulması için ekonomik yatırımların yapılması gerekiyor. Bunun yolu da bütün Sivaslıların güç birliği yaparak bölgelerinin her bakımdan kalkınmaktan geçiyor. Bu, biz Sivaslıların toprağımıza, coğrafyamıza ödeyeceğimiz en büyük ve kutsal bir borçtur… Sivaslıların İstanbul’daki nüfusları oranında nüfuzları olmasının vakti çoktan gelmiştir… Bu münasebetle, VII. Sivas Günlerinin Sivas’ın, Sivaslının her bakımdan gelişmesi, tanınması için önemli bir adım olduğunu düşünüyor, bu toplantıları düzenleyenleri, katkı sunanları bir kere daha tebrik ediyorum…
                
Prof. Dr. Ali AKAR






 


20 Ekim 2016 Perşembe 15:13
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SİVAS - HAVA DURUMU

SIVAS