http://www.yildizdagi.com/

04 Ağustos 2020 Salı

SEYYAHLARIN GÖZÜYLE YILDIZ DAĞI (1)

Mehmet BOZKURT

Mehmet BOZKURT

E-Posta : 58mehmetbozkurt@gmail.com

 Seyahatname adı:
XIV. H VAN LENNEP SEYAHATNAMESİ

Seyyahın adı. Dr. H. Van Lennep
Seyyahın Sivas’a geldiği yıl: 1860
 
 
      30 Haziran Perşembe günü sabah 6'da Sivas’a giden kestirme yaz yolunu tutarak Tokat’tan ayrıldık. Bir süre şehrin doğu kısımdaki dar bir boğazdan yolumuza devam ettik…
      Saat 12.15'te atlarımızı eğerledik, çam ağaçlarının arasında tepeye doğru çıktık. Çamlıbel'in en yüksek noktasına ulaştık. Yanımdaki barometre ile buranın rakımını ölçtüm; 5513 fit idi. Bu dağın bir kısmı seyyahlar için kar veya kum fırtınası gibi büyük tehlikeler arz ediyordu. Bu fırtınalar yolları kapayabilmekteydi. Hemen hemen her yıl çığ altında kalan insanlar oluyormuş. Dağın güney yamacında birçok mezar görünüyor. Tek başına çıkan seyyahlar bazen çığ altında kalabilir ya da aç kurtlara yem olabilirlermiş. Yıldız Dağı bir sülüet gibi karşımızda durmakta ve yüksekliği yaklaşık 3000 fite varmaktadır. Dağın bu kesimi ağaçlardan yoksun. Dağın eteklerinde bir mezarlıktan geçtik ve ‘’Yavaş Akan Su’’ adlı bir akarsuya ulaştık. Bu akıntı Yıldız Irmağı’nın bir koluymuş. Yıldız Irmağı’nın doğduğu yeri merak ederek yöredeki insanlara sordum. Bu ırmağın, birbirine yakın iki kaynaktan doğduğunu öğrendim. Bu akıntılardan suyu bol olan biri kuzeyden, diğeri de doğudan gelmekteydi. İlk akıntı Yusufoğlan köyü civarından geçiyor ve Kargın köyünün batısından ovaya doğru akıyordu. İkincisi Yıldız köyünün güneyine doğru akmaktaydı. Bu iki kol daha sonra Halys’e (Kızılırmak) karışıyormuş. Saat 3: 15’te Yıldız Irmağının kuzey kolu üzerindeki tahta bir köprüden geçtik. Irmakta su vardı ama çok azdı. Sivas’a giden en kısa yol bu tahta köprüden geçiyormuş. Saat 4’te Türk köyü olan Kargın’a vardık. Köyde 40 hane ve bir cami vardı. Buradaki insanlar dağın tepesine varmak için bir saat yolculuk gerektiğini söylediler ve araştırmalarıma Sarıyer’den başlamamı önerdiler. Burası, köylerinden bir saat uzaklıkta bir yerdi. Bununla beraber, dağın zirvesine giden eski bir yoldan da bahsettiler. Fakat bu tırmanışı deneme imkânımız olmadı.
 
      İki saat daha yürüdükten sonra tarlalarda çalışan Türk köylülere rastladık. İçlerinden, benim yabancı ve araştırmacı olduğumu fark eden biri, koşarak yanımıza geldi ve ‘’hoş geldiniz.‘’ dedi. Nazik bir şekilde, misafir olmamız için bizi evine davet etti. Köy evleri, hayvanların barınağı ile yan yanaydı. Aslında burada, ev yerine ‘’oda’’ demek daha uygun olur. Kargın köyüne vardığımızda, arkadaşımız bize Halil Kâhya’nın yeni evini aramamızı söyledi. Evi kolaylıkla bulduk. Bu ev, köydeki en iyi evdi. Bacası kavak ağacından hezanlar ve ardıç merteklerle kapatılmış üzeri de topraklarla örtülüydü. Bacanın tamamı beş büyük direkle desteklenmekteydi. Evin bir bölümü, parmaklılarla hizmetçiler için ayrılmıştı. Ocak, dolaplar ve odanın duvarı boyunca uzanan raflar temiz ve düzenliydi. Fakat zemin de topraktı. Görgülü bir olan ev sahibimiz, bir köyde bulunabilecek yiyeceklerle bize iki masa donatmıştı. Güneş batana kadar bu yeni odada oturduk. Köydeki gençler bizim için, tehlikeden habersizce etrafımızda uçuşan çok sayıda sığırcık vurdular. Köy barometreye göre denizden 4830 fit yüksekteydi...

Kaynak:Seyyahların Gözüyle Sivas (Adnan Mahiroğlaları)

Not:Devamı haftaya Cumartesi.


27 Nisan 2013 Cumartesi 13:06
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SİVAS - HAVA DURUMU

SIVAS