http://www.yildizdagi.com/

19 Ekim 2019 Cumartesi

Müslümanız Elhamdülillah

Arif ÖZTÜRK

Arif ÖZTÜRK

E-Posta : ozturkarif58@gmail.com

Müslümanız. Müslüman olduğu söylenen bir ülkede yaşıyoruz. Ama yaşayışımız Müslümanca değil. Duruşumuz, tavrımız Müslümanca değil. Düşünümüz ve düşümüz Müslümanca değil. Müslümanca düşler kuran kaç kişi çıkar aramızdan. Parmakla sayılacak kadar az değil mi müslümanca düşler kuranlarımızın sayısı? İnternette, facebookta, twitterde müslümanca konuşan, ancak icraatte müslümanlıktan uzak olanları saymıyorum tabi. Müslümanca yaşadığını zannedip 'falan partiye oy verirsen/vermezsen Müslüman değilsin, dinden çıkarsın’ diye tellallık yapanları, ulvi makamların en yükseğinde duran İslam'ı bataklıklardan bir parça olan siyasete alet edenleri de saymıyorum. Ahir zamanın kokuşmuşluğunda canavar haline dönüşen demokrasiyi, özgürlüklerin önünde duvar gibi durmaktan öteye gitmeyen özgürlük savunucularını; İslamdaki demokrasi ve özgürlük anlayışının bu canavarlık ve özgürlük budalalığından çok farklı olduğunu ayırt edemeyenleri de saymıyorum. Neticede iki elin parmakları gibiyiz: sayıca az ve duruşça sağlam. Zahirde birbirinden ayrı, hakikatte temelleri aynı. Sımsıkı ve ayrılmaz bir bütünün parçalarıyız. Az ve öz. Özünü kaybetmeden çok olması lazım bu azın.

 

Soralım kendimize: Paris'in küfür kokan sokaklarında dolaşmak mı süslüyor düşlerimizi, Resulullah'ın(sav) doğduğu beldenin manevi havasıyla bedenimizi mübarek kılmak mı?  Bilmem ne adalarında tatil yapmak mı, Mescid'i Nebevi'de şükür namazı kılmak mı? 

Hollywood yıldızlarının, dünyanın en pahalı futbolcularının isimlerini adımız gibi biliyorken, aşere-i mübeşşere'nin isimlerini kaçımız biliyor?.. Ya da biliyor muyuz; Aşere-i mübeşşere nedir?

Mübarek Ramazan’a erişmeyi fırsat bilip istifade ediyor muyuz rahmet yağmurundan? Dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm gören insanlar için dualar ediyor muyuz? Yüreğimiz yanıyor mu Doğu Türkistan için? Filistin için? Zulüm altında olan diğer müslümanlar için? 

Günün büyük bir bölümünü televizyon karşısında, şurda-burda malayani işler peşinde geçirmeye devam ediyor muyuz? Günün en kıymetli vakitleri olan iftar ve sahur vakitlerinde Allah’ın rahmetiyle bereketlendiriyor muyuz sofralarımızı/evlerimizi? Yoksa sofralarımıza helal/haram olduğu belli olmayan gıdaları koyarak bereketini mi kaçırıyoruz o ulvi vaktin? 

Teravih vakitlerinde camilere/mescidlere akın etmek yerine meydanlarda yada tv başında toplanıp şöhret salmış hocalardan teravih namazının faziletlerini mi dinliyoruz? Hz. Ömer’in şehadet hikayesini mi? Namaz kılarken kalleşçe şehit edilen halifenin haline göz yaşı dökmeyi mi tercih ediyoruz, secdede Allah ile buluşmak yerine? Yoksa teravih namazının faziletlerinden istifade etmeyi mi?

Düşünelim. Soralım kendimize. İhtişamlı camilerimiz ne zaman dolup taşacak, iddaa kuyrukları, eğlence yerleri, stadyumlar ne zaman hakikate vasıl olacak? Kahvehanelerde kumar masaları sahura kadar açık durmaya devam edecek mi?

Müslüman’ız Elhamdülillah. Hepimiz İslam fıtratı üzere açıyoruz gözlerimizi dünyaya. Hepimizin kalbi temiz. Hepimizin imanı tam. Şüphe yok imanımızdan. Lakin, muhafaza etmek lazım imanı. Benim kalbim temiz demekle olmuyor bazı şeyler. Mesele kalbi her daim temiz tutabilmek, kirli şeylerin kalbe nüfuzunun önüne geçebilmek.

Bu da sağlam bir iman ile mümkün. Ve öyle ki; ‘iman avuçta kor alevi tutmak gibi ahir zamanda’.


01 Temmuz 2015 Çarşamba 00:05
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

SİVAS - HAVA DURUMU

SIVAS